WSWS, Trump’ın savaş karşıtı öğrencileri sınır dışı etme çabalarının hedefi olan Momodou Taal ile webinar düzenledi

Dünya Sosyalist Web Sitesi Perşembe günü “Momodou Taal’a yönelik saldırıyı durdurun!” başlıklı bir çevrimiçi etkinliğe ev sahipliği yaptı. Webinarda Cornell Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan ve sınır dışı edilmekle karşı karşıya kalan Britanyalı-Gambiyalı Momodou Taal, avukatı Eric Lee, Sosyalist Eşitlik Partisi (ABD) Ulusal Başkanı David North ve SEP (ABD) Ulusal Sekreteri Joseph Kishore yer aldı.

Okurlarımıza etkinliğin tamamını izlemelerini ve etkinlikle ilgili daha fazlasını aşağıdan okumalarını tavsiye ediyoruz.

Momodou Taal’ın geçmişi ve hedef alınması

Etkinlikte, Trump yönetiminin, Filistin lehine konuşmayı yasaklamayı amaçlayan son başkanlık kararnamelerinin anayasaya uygunluğuna itiraz eden bir dava açmasının ardından Taal’ı hedef alması ele alındı. Davayı açtıktan birkaç gün sonra Taal’ın sınır dışı edilmek üzere ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı’na (ICE) teslim olması emredildi; bu, Mahmoud Khalil ve Rümeysa Özturk gibi diğer aktivistlere karşı yakın zamanda yapılanlara benzer açık bir siyasi misilleme vakasıdır.

Taal’ın durumu, demokratik haklara yönelik daha geniş çaplı saldırıyla, otoriter rejimlere ve diktatörlüğe doğru hızlanan küresel eğilimle ilişkilidir. Katılımcılar, işçi sınıfının, devlet baskısına karşı ve ifade özgürlüğü ile göçmen haklarının savunulması için harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladılar.

Etkinlik, Taal’ın kendi geçmişi ve Trump yönetimi tarafından nasıl hedef haline geldiği hakkında konuşmasıyla başladı. Cornell’de Africana Çalışmaları alanında üçüncü sınıf doktora öğrencisi olan Taal, üniversitelerin silah üreticilerinden ve Gazze’deki ABD destekli İsrail soykırımından kâr eden şirketlerden kendilerini ayırması çağrısında bulunan kampüs protestolarının merkezinde yer aldı.

Taal, 18 Eylül 2024’te Cornell’de savunma müteahhitleri L3Harris ve Boeing’in işe alımlarını protesto etmek için düzenlenen eylemin ardından ciddi sonuçlarla karşılaştı. Taal web semineri sırasında “Orada yaklaşık 5 dakika kalmış ve sonra ayrılmıştım,” diyor ve şunları ekliyordu:

Ayrıldıktan sonra, uzaklaştırıldığıma dair bir e-posta aldım. Bir toplantıya çağrıldım ve toplantıda özetle “48 saat içinde kaydınız silinecek ve ülkeyi hemen terk etmeniz gerekiyor,” denildi.

Cornell Üniversitesi kamuoyundan gelen tepkiler üzerine Taal’ın kaydını sürdürmesine izin verdi ancak kampüs faaliyetlerine kısıtlamalar getirdi. Bu disiplin cezası daha sonra Trump’ın 29 Ocak’ta imzaladığı 14188 sayılı kararname kapsamında federal hükümetin Taal’ı hedef almasının temelini oluşturdu.

Taal 15 Mart 2025’te Cornell Üniversitesi öğrencisi Sriram Parasurama ve Profesör Mũkoma Wa Ngũgĩ ile birlikte, Trump’ın Filistin yanlısı konuşmaları hedef alan kararnamelerinin anayasaya uygunluğuna itiraz eden bir dava açtı. Sadece dört gün sonra, kimliği belirsiz ajanlar Taal’ın kampüs yakınındaki evini gözetlemeye başladılar ve 21 Mart’ta Adalet Bakanlığı Taal’a sınır dışı edilmek üzere teslim olmasını emretti.

Demokratik haklara yönelik siyasi bir saldırı

Webinar sırasında Taal, karşı karşıya kaldığı siyasi saldırıyı şu sözlerle anlattı:

[protesto etmenin] sınır dışı edilebilir bir suç olarak görülmeye başlanmasına varan tırmanışın doğası, bir adım geri çekilip burada gerçekten neler olduğunu sorgulamama neden oluyor. Bu sadece protestocuların eylemlerinin esası ya da eylemleri ile ilgili olamaz, daha ziyade ... ABD dış politikasının, İsrail devletinin, soykırımın eleştirilmesiyle, daha geniş anlamda işçi sınıfıyla bağlantılıdır ve bence baskıyı besleyen şey de bunlardır.

Taal’ın avukatı Eric Lee, hükümetin eylemlerinin eşi görülmemiş nitelikte olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

Momodou’nun davası bir test davasıdır; bir deneme çalışmasıdır. Trump yönetimi Momodou’ya yapmaya çalıştığını ve şu anda ülkenin dört bir yanındaki üniversite kampüslerinden, sokaklardan ve evlerinden topladığı diğer öğrencilere yapmaya çalıştığını çok daha fazla insana –daimi ikamet edenler, vize sahipleri, vatandaşlar– yapmayı planlamaktadır.

Bu saldırıları tarihsel bağlamına yerleştiren Lee şunları belirtti:

Önümüzdeki yıl, 1776’da ülkenin kuruluşunun ve insanlığın büyük tarihi belgesi ve devrimci başarısı olan Bildirge’nin yazılışının 250. yıldönümünü kutlayacağız. Bunun öncesinde, diktatörlük kurma yolunda hızla ilerleyen bir hükümetimiz var.

Lee şöyle devam ediyordu:

İfade özgürlüğüne böylesine geniş bir kısıtlama getirilmesinin tarihsel bir emsali yoktur. Buna en yakın örnek 1798 tarihli Yabancılara Uygulanacak ve İsyana Teşvik Ceza Yasalarıdır; bu yasa, hükümete yönelik eleştirilerin yasa dışı ilan edilmesine yönelik nefret edilen yanlış bir kanundur. Ancak orada bile, Yabancılara Uygulanacak ve İsyana Teşvik Ceza Yasalarının sonuçlarını hafife almamak için, mevzuat sadece hükümete karşı hakareti yasaklıyordu. Bu kararnameler ise gerçeği söylemeyi yasaklıyor.

Bunlar, sadece vatandaş olmayanların değil, aynı zamanda bu görüşleri duymak isteyen ve bu görüşleri duymaya hakkı olan milyonlarca vatandaşımızın da solcu, anti-emperyalist, sosyalist, Filistin yanlısı, soykırım karşıtı görüşleri duymasını engellemeye yönelik bir girişimdir.

Demokratik Parti’nin rolü ve ileriye giden yol

SEP (ABD) Ulusal Sekreteri Joseph Kishore ise konuşmasında Taal’ın davasını daha geniş bir siyasi bağlama oturtarak Demokratik Parti’nin suç ortaklığını kınadı:

Bu olay gerçekten de buna karşı çıkmak için hiçbir şey yapmayan Demokratik Parti’yi mutlak bir şekilde mahkûm etmektedir. Momodou, Cornell Üniversitesi’nin geçen yıl soykırım karşıtı protestolar sırasında kendisini disiplinle cezalandırmaya çalışarak Trump’ın şu anda yaptığı şeyin çerçevesini oluşturmadaki rolüne değindi. ...

Biden yönetimi, soykırımı denetliyor, finanse ediyor, siyasi olarak meşrulaştırıyordu; aynı anda da ABD’deki protestolara yönelik saldırıları yönetiyordu. Şimdi Trump yönetimindeki bu faşist çete tarafından yeniden gündeme getirilen, İsrail’e ve soykırıma karşı çıkmanın antisemitik olduğu yalanını ortaya atıyordu. Tüm bunların temeli, bunu destekleyen Demokratik Parti tarafından oluşturulmuştur.

Etkinliği özetleyen SEP (ABD) Ulusal Başkanı David North, günümüzde faşist barbarlığın geri dönüşü ile bunun Almanya’daki Nazi rejimindeki tarihsel öncülleri arasındaki paralelliklere dikkat çekerek şunları söyledi:

Bu, tarihte tamamen yeni bir şey değil. Tanık olduğumuz şey, emperyalizmin en vahşi biçimleriyle yeniden canlanmasıdır. Bu, yirminci yüzyılda Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı biçiminde, sık sık korkunç sonuçlarıyla beraber yaşanmış türde bir deneyimdir. Sadece birkaç hafta sonra, Mayıs ayında, İkinci Dünya Savaşı’nın, Nazi rejiminin sona ermesinin üzerinden 80 yıl geçmiş olacak fakat dünyanın her yerinde faşizmin, yani kapitalist barbarlığın yeniden dirilişine tanık oluyoruz.

Momodou’nun davası üzerine konuşuyoruz. Khalil, Rümeysa, Ukrayna’daki Bogdan Syrotiuk, Türkiye’de tutuklanan öğrenciler ve işçiler… Bu, daha kapsamlı bir uluslararası krizin parçasıdır.

North, soykırım, savaş ve faşizme karşı mücadelenin uluslararası boyutunu vurgulayarak şunları kaydetti:

Bu gece ele aldığımız tüm vakalar, Momodou vakası, [bu mücadelelerin] uluslararası karakterini çok iyi yansıtıyor. Protesto, Gazze’de tüm emperyalist güçler tarafından arka çıkılan zulüm üzerine gerçekleşti. Amerikalı öğrenciler buna karşı çıkıyor ve gösteri yapıyorlar ve devletin buna yanıtı baskı oluyor. Ve bu baskı, Amerika Birleşik Devletleri’nde demokratik hakları ortadan kaldırmaya yönelik daha geniş bir harekâtın parçasını oluşturuyor.

North sözlerini harekete geçme çağrısıyla noktaladı:

Bizim ileri sürdüğümüz, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin ileri sürdüğü, ABD’deki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin dünya çapındaki tüm şubelerinin ileri sürdüğü şey, işçi sınıfının enternasyonalist ve sosyalist bir programla harekete geçirilmesidir. Kritik mesele budur. Bu bir perspektif meselesidir, çünkü bir perspektif temelinde mücadele edebilir ve kazanabiliriz.

North, izleyicileri, işçi sınıfını faşizme ve savaşa karşı seferber etme mücadelesinde yer almak üzere Dünya Sosyalist Web Sitesi’yle iletişime geçmeye ve Sosyalist Eşitlik Partisi ile onun gençlik hareketi olan Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’e (IYSSE) katılmaya davet ederken, etkinlik Taal ve hedef alınan diğer savaş karşıtlarıyla dayanışma çağrısıyla sona erdi.