Dünya Sosyalist Web Sitesi Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı ve Sosyalist Eşitlik Partisi (ABD) Ulusal Başkanı David North, 8 Nisan Çarşamba günü Türkiye’deki haber kanalı TV5’e bir röportaj verdi. North’a, Trump yönetimi altında ABD emperyalizminin izlediği yol, Amerikan ve Avrupa emperyalizmi arasındaki ilişki ve küresel sömürgeciliğe karşı direnişin geleceği hakkında sorular yöneltildi.

Araştırmacı-yazar İsmail Şanal tarafından yapılan röportaj, ABD-İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat’ta başlayan savaşı sırasında yapıldı. Savaş, İran’da çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine ve altyapının geniş çapta tahrip olmasına yol açmış durumda. Trump birkaç gün önce İran’ı “bir medeniyet olarak” yok etmekle tehdit etmişti. Trump’ın askeri operasyonlarda iki haftalık bir “ateşkes” ilan etmesinden kısa bir süre sonra konuşan North, savaşa yönelik sert bir değerlendirme yaptı ve uluslararası işçi sınıfını bu savaşa karşı örgütlenmeye çağırdı.
Trump’ın savaşları sona erdireceğine dair seçim vaatleri göz önüne alındığında, sonradan yaptıklarını nasıl yorumladığı sorulan North, Trump’ın savaş karşıtı bir eğilimi temsil ettiği yönündeki her türlü düşünceyi reddetti. ABD dış politikasının tek tek politikacıların söylemleriyle değil, Amerikan egemen sınıfının küresel çıkarlarıyla belirlendiğini açıklayan North, şunları ifade etti:
Amerika Birleşik Devletleri’nin gündemini şu ya da bu siyasetçinin vaatleri değil, Amerikan egemen sınıfının küresel çıkarları belirlemektedir. Hangi başkan görevde olursa olsun, söylemi ne olursa olsun, hedefler temelde aynıdır.
North, İran’a karşı yürütülen savaşı “yıkıcı can kayıplarına yol açan, tamamen suç teşkil eden bir savaş” olarak nitelendirdi ve Trump’ın İran’ı tehdit ederken kullandığı dilin, suçluluk açısından tarihsel olarak eşi benzeri görülmemiş olduğunu vurguladı: “Dün söylenenler bugün unutulmamalıdır. İki haftalık bir duraklama dünya barışının başlangıcı anlamına gelmez. Bu sadece bir ara.” North, ABD’nin nihai amacının “İran ve aslında tüm Ortadoğu üzerinde bir kez daha sömürgeci denetim kurmak” olduğunu belirtti ve dünyanın dört bir yanındaki işçileri bu ara dönemi Amerikan emperyalizmine karşı direnişlerini örgütlemek için kullanmaya çağırdı.
ABD ile Avrupa arasındaki gerilimler konusunda North, her iki grubu da aynı küresel emperyalist sistemin farklı kanatları olarak nitelendirerek şöyle dedi: “Amerika Birleşik Devletleri emperyalist haydutların yalnızca en cani ve en güçlü olanıdır.” North, temel görevin tüm emperyalist güçlere karşı ortak bir mücadele içinde işçi sınıfını uluslararası düzeyde örgütlemek olduğunu söyledi ve şunları ekledi: “dünyanın dört bir yanındaki ezilenler, işçiler ve eski sömürgelerde yaşayan halklar, her iki tarafın da onların dostu ya da müttefiki olmadığını anlamalılar. Hepsi de aslında birer suç rejimidir.”
Röportajı yapan Şanal, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın mirasını ve Müslüman toplumların küresel sömürgeciliğe karşı çıkma potansiyelini gündeme getirdiğinde, North, Sosyalist Eşitlik Partisi ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin politikalarının din veya etnik kökene değil sınıfa dayandığını ve emperyalizme karşı mücadelenin “ancak tüm ülkelerden, tüm etnik kökenlerden, tüm dinlerden işçi sınıfını ortak bir sınıf mücadelesinde birleştirdiği ölçüde” başarıya ulaşabileceğini açıkladı.
Gazze’deki Filistinlilerin kaderine dikkat çeken North, burjuva milliyetçi ve dindar hareketlerin emperyalizme karşı ciddi bir direniş gösterememesini sert bir dille mahkûm etti: “örneğin ‘Arap birliği’ ya da ‘Müslüman birliği’ gibi onlarca yıllık söylemlere rağmen Filistinliler kaderlerine terk edildiler ve kimse onları savunmaya gelmedi. North, yalnızca sosyalist bir programın yol gösterdiği uluslararası bir işçi sınıfı hareketinin emperyalist güçlere etkili bir şekilde karşı çıkabileceğini ve eski sömürge halklarının baskıdan kurtuluş yolunun bu olduğunu savundu.
North, izleyicilere doğrudan ve acil bir çağrıyla sözlerini noktaladı: “Lütfen durumun ne kadar tehlikeli olduğunu anlayın. Emperyalist güçlerin ne yapmaya hazır olduklarını artık hepimiz gördük. Tüm medeniyetlerin yok edilmesinden bahsediyorlar. Hitler’in teşebbüs ettiklerini bile aşan ölçekte bir soykırımdan bahsediyorlar.”
Röportaj, ABD’nin İran’a karşı savaşıyla birlikte WSWS’nin savaş karşıtı perspektifine ilginin uluslararası ölçekte giderek büyüdüğünün altını çiziyor.
