İstanbul’dan belediye işçileri Will Lehman’ın UAW başkanlık kampanyasını destekliyor

Will Lehman

ABD, Pennsylvania’da bulunan Mack Trucks fabrikasında çalışan Will Lehman, Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının bu yaz yapılacak başkanlık seçimlerinde sendika bürokrasisinin lağvedilmesine ve yetkinin tabana devredilmesine dayanan uluslararası sosyalist bir programla adaylığını ilan etti. Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı’nın (TK-Uİİ) önde gelen bir üyesi olan Lehman’ın kampanyası, sadece ABD otomotiv işçilerine değil tüm dünyadaki işçilere seslenmekte ve uluslararası bir strateji öne sürmektedir.

Türkiye’deki sınıf mücadelelerini de yakından takip eden Lehman, bağımsız taban sendikası BİRTEK-SEN’in genel başkanı Mehmet Türkmen’in geçtiğimiz ay tutuklanmasına karşı bir açıklama yaptı. Ayrıca İzmir’deki Polyak madencilerinin fiili grevine desteğini ilan etti. 2022’deki ilk UAW başkanlık kampanyası sırasında Lehman, Türkiye’de yayın yapan Mukavemet TV’deki “Diren Emek” programına konuk olmuştu.

WSWS, İstanbul’daki Kadıköy, Maltepe ve Şişli belediyelerinde çalışan işçilerden Lehman’ın kampanyasına destek mesajları aldı.

Şişli Belediyesi’nde çalışan bir işçi şunları yazdı:

Will Lehman’ın, ABD ve İsrail’in İran’a karşı açtığı savaş ve Gazze soykırımı; devam eden Rusya – Ukrayna savaşı, ABD emperyalizminin Venezuela’ya müdahalesi ve dünyanın dört bir yanında artmakta olan gerilimlerin ve Trump’ın diktatörlük inşasının ortasında UAW başkanlığına aday olması son derece önemlidir.

Lehman’ın kampanyası yukarıda saydığım gelişmelerle kendini ortaya koyan krizin ortasında işçi sınıfının sesi olmayı amaçlıyor. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi egemen sınıf krizin ve savaşların faturasını bir kez daha işçi sınıfına yüklemeye çalışıyor. Sendika bürokrasileri bir bütün olarak egemen sınıfın ardında hizaya geçmiş durumdalar. Kendilerini ister mevcut iktidara yakın isterlerse de muhalif olarak tanımlasın, tüm sendika konfederasyonları patronlarla işbirliği halinde işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklarının budanması sürecinin bir parçası oluyorlar.

Sendika bürokrasileri kendi aidatlarını korumak ve servetlerini arttırmak için bu yola başvuruyorlar. Sendika bürokratları her geçen gün daha da zenginleşirken ve yolsuzluğa batarken işçiler fakirleşmeye devam ediyorlar.

Türkiyeli işçiler olarak çok iyi biliyoruz ki, Lehman’ın kampanyası tüm dünya işçilerine yapılan bir çağrıdır. Dahası Türkiye’de Polyak işçileri, Migros depo işçileri vb. mücadelelerde görüldüğü gibi sendika bürokrasilerine birçok yerde tabandan işçi hareketi gelişiyor. İşçi sınıfı mücadele içinde kendi örgütlüklerini yaratıyor. Ancak bu yapılanmaların uluslararası işçi sınıfıyla doğru bir perspektif temelinde bir araya gelmesi şarttır.

Lehman’ın kampanyası tam da böylesi bir mücadelenin yöntemini ve hedefini ortaya koyuyor. Bu kampanya ile dayanışmamızı ilan ederken tüm işçi arkadaşlarımızı fabrikalarında Lehmann’ın kampanyasını tartışmaya ve bağımsız taban komitelerini kurarak bizlerle irtibata geçmeye çağırıyoruz.

Kadıköy Belediyesi’nde çalışan Kadim Fırat ise dayanışma açıklamasında şunları belirtti:

Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası başkanlığına adaylığınızı ilgiyle izliyorum. 2022 yılında yaptığınız çalışmaları da izleme şansım olmuştu. İşçi sınıfı için yapılan bu faaliyetlerin sınıflı toplumdan çıkışımızı müjdeleyecek kadar büyümesini arzu ediyorum.

Giderek büyük bir bunalıma yol açan kapitalist sistemin krizi insanlığı, doğayı ve diğer türleri uçurumun kenarına sürükleyecek boyutlara vardı.

Bu uçurumdan kurtuluşun yolu bellidir. Dünya çapında işçi sınıfının gidişata dur demesi dışında başka seçeneğimiz ne yazık ki yoktur. Dünyayı savaşa sürükleyenlerin yönettiği kurumlar bu krizi ancak daha fazla derinleştirir. Onlara güvenmemiz için bir neden yoktur. Tek güvencemiz işçi sınıfı ve ezilenlerin kapitalizm dışı bir yaşam için mücadelelerini birleştirmesidir.

Kampanyanızda ön çıkardığınız temalar; sendikal bürokrasisinin diktatörlüğüne son vermek, taban komiteleri ağının oluşturulması, söz ve karar sahibinin şirketler değil işçiler olması, geçmiş dönemde işçilerin kayıplarının giderilmesi, işten çıkarmaların son bulması, sağlık sigortası masraflarının şirketler tarafından karşılanması, haftada 30 saatlik çalışma, işçi sınıfını bölen savaş kışkırtıcılığını normal gören ırkçılık ve milliyetçiliğin reddedilmesi, işçilerin üretimden gelen tüm gücünün, demokratik hakları savunmak ve savaşa karşı çıkmak için seferber edilmesi çağrılarınız son derece önemli buluyorum. Sıraladığınız sorunlar dünya çapında tüm işçilerin ortak sorunlarıdır.

Kampanyanızı tekrar selamlıyorum.

Bir belediye işçisi olarak diyebilirim ki; Türkiye işçi sınıfının yaşadığı sorunlar da benzerdir. Yüksek enflasyon, yüksek kira ve gıda, ücretlerin baskılanması, alım gücünün zayıflaması, güvencesiz, esnek ve uzun çalışma saatleri, kamusal hizmet ve yatırımların kısıtlanması, ekonominin tüm kaynaklarının bir avuç zengine aktarılması, yaygın işten çıkarmalar, korkunç bir işsizlik, emekli aylığı ve asgari ücretin yerlerde sürüklenmesi, sendikalaşma oranının ürpertici oranda aşağılarda olması, grevlerin ertelenmesi, burjuva kampta yer alan siyasi partilerin sürekli işçi sınıfını soyması ve işçileri asla gündem yapmaması ve sendikal bürokratlarının işçiler için cehennem olan bu tabloya asla ses çıkarmaması, mücadeleci işçileri engellemesi en önemli sorunlarımız arasında yer alıyor.

Fakat işçi sınıfı tüm bu olumsuzluklara rağmen mücadele etmekten, dayanışmaktan vazgeçmiyor. Son yıllarda belirgin bir şekilde işçi eylemlerinde, fiili mücadele ve grev sayısında artış var. İşçi hareketi henüz egemen sınıfların politikalarını püskürtebilecek düzeyde değil. Fakat mayalanan bir şeyler var.

Türkiye’de biz işçi sınıfı içinde mücadele eden sınıf bilinçli işçilerin önemle üzerinde durduğu temel birkaç noktayı belirtmek isterim. Kapitalist partilerin ideolojik hegemonyasına ve onların yedek parçası olmuş sendika bürokratlarının politikalarına karşı mücadele etmek, işyerlerinde taban örgütlülüğünü geliştirmek, işyerlerinin işçiler tarafından yönetilmesini sağlamak ve elbette işçilerin birliğini, gücünü arttırmak için birleşik bir işçi cephesi inşa etmek temel görevlerimiz arasındadır.

Sorunlarımız da kurtuluşumuz da ortaktır.

Çıkmış olduğunuz bu anlamlı yolda size ve emekçi yoldaşlara selamlarımı iletiyorum.

“İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” önermesine sahip olan biri olarak işçi sınıfının bağrında girişilmiş her mücadeleyi sonsuz saygıyla karşılıyorum.

Dünyanın bütün işçileri, birleşin!

Maltepe Belediyesi’nde çalışan bir işçi, mesajında şunları belirtti: “Emekçilerin sesini yükseltmesi gereken yapıların, işçiden kopuk ve yukarıdan belirlenen kararlarla hareket etmesi artık sürdürülemez. Sendikaların gerçek anlamda temsil mekanizmalarına dönüşmesi için söz ve karar hakkının doğrudan işçilere ait olması gerekiyor. Bu nedenle tabandan yükselen adaylıkların ve bağımsız temsil mücadelesinin güçlenmesi kritik. İşçilerin kendi iradesini ortaya koyan Will Lehman’ın yanındayız ve işçi, emekçi herkesi bu süreci desteklemeye davet ediyorum.”

Şişli Belediyesi’nden bir başka işçi, Lehman’ın kampanyasına desteğini şu sözlerle ifade etti:

İşçi kardeşimiz Will Lehman’a ve onun şahsında Amerika’daki mücadeleci işçilere Türkiye’den işçi kardeşlerinizden selamlarımızı gönderiyoruz.

Bugün dünya, kapitalizmin derinleşen krizleri, savaş politikaları, sömürü düzeni, kitlesel işten çıkarmalar ve işçi sınıfının kazanılmış haklarına dönük çok yönlü saldırılarla sarsılmaktadır. Sermaye uluslararası ölçekte örgütlenirken, işçi sınıfının da kendi geleceğini ulusal sınırların darlığı içine hapsetmeden, birleşik, bilinçli ve enternasyonalist bir temelde örgütlemesi tarihsel bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu nedenle, sendikal bürokrasiye, şirket yanlısı uzlaşmacılığa ve işçi iradesini felç eden bütün yapılara karşı yükselen her taban inisiyatifi, yalnızca bulunduğu ülke için değil, dünya işçi sınıfının ortak geleceği açısından da büyük bir önem taşımaktadır.

Will Lehman’ın savunduğu taban komiteleri çizgisi, bu bakımdan son derece kıymetlidir. Çünkü işçi sınıfının gerçek gücü, tepeden dayatılan bürokratik mekanizmalarda değil; doğrudan işçilerin söz, karar ve denetim hakkını kullandığı öz örgütlülüklerinde yatar. Taban komiteleri, yalnızca bugünün mücadele araçları değil, aynı zamanda yeni yüzyılda sosyalizmin karakterini belirleyecek olan işçi demokrasisinin, sınıf inisiyatifinin ve kolektif iradenin de nüveleridir. İşçi sınıfı, tarih sahnesine ancak kendi bağımsız çizgisi, kendi örgütlülüğü ve kendi iktidar perspektifiyle çıktığında gerçek anlamda özne haline gelir.

Geçmiş yüzyılın deneyimleri açıkça göstermiştir ki, sınıfın yerini bürokrasinin aldığı, amaç ile araç arasındaki bağın koptuğu, işçilerin doğrudan katılımının bastırıldığı her yerde gerileme, yozlaşma ve yenilgi kaçınılmaz olmuştur. Buna karşılık, işçi sınıfının kendi öz eylemi, kendi bilinci ve kendi örgütlülüğü temelinde yükselen her mücadele, geleceğin toplumsal kurtuluşunun gerçek temelini döşer. Bu yüzden bugün ihtiyaç duyulan şey, işçilerin yalnızca destek veren bir kitle değil, bizzat tarihin kurucu gücü ve toplumsal dönüşümün belirleyici öznesi haline gelmesidir.

Biz Türkiyeli işçiler olarak, Amerika’daki sınıf kardeşlerimizin yürüttüğü bu mücadeleyi kendi mücadelemizden ayrı görmüyoruz. Sınıfın birliği, bütünlüğü ve enternasyonal dayanışması bizim için bir temenni değil, yaşamsal bir ilkedir. Bu anlayışla, Will Lehman’ın taban iradesini, işçi demokrasisini ve uluslararası sınıf dayanışmasını esas alan mücadelesini selamlıyor; bu örnek tutumu Türkiye’deki işçilere, emekçilere, dostlarımıza ve Amerika’da yaşayan göçmen işçi kardeşlerimize de anlatmayı görev biliyoruz.

İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır. Söz ve karar işçilerin olmalıdır. Yetki tabana devredilmelidir. Yaşasın enternasyonal işçi dayanışması. Yaşasın işçi sınıfının birliği ve sosyalizm mücadelesi.

Lehman’ın kampanya açıklamasını buradan okuyabilir ve kampanyaya destek açıklamanızı buradan gönderebilirsiniz.

Loading