ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin’den dönüşünden sadece iki gün sonra, Beyaz Saray İran’a yönelik yeni bir saldırı için aktif hazırlıklar yürütüyor.
New York Times cuma günü, ABD ve İsrail’in, “önümüzdeki hafta gibi erken bir tarihte İran’a yönelik saldırıların yeniden başlaması ihtimaline karşı yoğun hazırlıklar içinde olduğunu” bildirdi ve bu hazırlıkları “ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en büyük ölçeklisi” olarak nitelendirdi.
Neredeyse on yıldır bir ABD başkanının Çin’e yaptığı ilk resmi ziyaret olan Trump’ın Pekin ziyareti, İran’a karşı savaşın tetiklediği krizin gölgesinde geçti. Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında kamuoyu önünde iyi niyet gösterileri yapılmasına rağmen, İran krizinin çözümü konusunda kamuoyuna bildirilen bir anlaşmaya varılamadı ve resmi bir açıklama da yapılmadı.
3.000’den fazla İranlının katledilmesine ve 81.000 sivil yapının yıkılmasına rağmen, ABD hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı. Ne İran hükümetini devirebildi ne İran ordusunu çökertti, ne de Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirdi.
Pazar günü Axios tarafından, Trump’ın salı günü en üst düzey ulusal güvenlik ekibini Durum Odası’nda toplayarak savaş operasyonlarının yeniden başlatılmasını görüşmesinin beklendiği bildirdi. Toplantı, cumartesi günü Trump’ın Virginia’daki golf kulübünde, Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un katıldığı bir oturumun ardından gerçekleşecek.
Pazar akşamı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Trump, Truth Social’da şu mesajı paylaştı: “İran için zaman daralıyor ve harekete geçmeleri gerekiyor, hem de ÇABUK, yoksa geriye hiçbir şey kalmayacak.”
Ardından, yapay zeka tarafından üretilmiş bir Ortadoğu haritası görüntüsü paylaştı; bu haritanın üzerine Amerikan bayrağı yerleştirilmiş ve her yönden İran’ı işaret eden kırmızı oklar yer alıyordu — bu da ABD’nin İran’a karadan bir işgal düzenleyeceğine dair bir ima niteliğindeydi.
Trump daha önce, komuta konsolundaki kırmızı düğmeye bastığı, üstündeki ekranda mantar bulutu şeklinde patlamalar gösterilen bir fotoğrafını paylaşmıştı; bu, İran’da nükleer silah kullanmayı düşündüğüne dair en son işaretti.
New York Times’ın haberine göre, Pentagon’un değerlendirdiği seçenekler arasında İran’a ABD askerlerinin konuşlandırılması da yer alıyor ve bu, “büyük kayıp riski” anlamına geliyor.
İran karşı savaşını tırmandırırken Trump, yalnızca kendi adına değil, tüm finans oligarşisi adına konuşuyor. Savaşı başlatırken Trump, Amerikan emperyalizminin itibarını İran’ı boyun eğdirmeye bağlamıştır. Bu hedefe ulaşılamaması, egemen sınıf tarafından, Amerikan kapitalizminin ödeme gücünün dayandığı dolar bazlı finansal düzenin çöküşünü hızlandıracak bir felaket olarak görülüyor.
ABD medyasının egemen kesimleri, ABD’nin İran’a kara harekâtı düzenlemesi için açıkça kışkırtma yapıyor. Wall Street Journal’da “İran’daki işi nasıl bitirebiliriz” başlığıyla yayınlanan bir pazar günü yazısında, Reagan ve George H.W. Bush yönetimlerinde Donanma Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapmış Seth Cropsey, Trump’ın “felaket getirecek güç kullanma tehdidini yerine getirmesi” gerektiğini yazdı. Cropsey şöyle devam etti: “Bu, İran devletinin çöküşünü hızlandırmak için Hürmüz Boğazı’nı zorla yeniden açacak, kara birliklerinin de dahil olduğu çok aşamalı bir operasyona hazırlanmak anlamına geliyor.”
Cropsey, ABD emperyalizminin karşı karşıya olduğu çaresiz krize dikkat çekti: “Petrol fiyatı yılın geri kalanında varil başına 150 dolar civarında kalırsa, enflasyon hızlanacak ve kilit sektörlerdeki tedarik zincirleri bozulacaktır. Trump’ın bu krizi olumlu bir şekilde sona erdirmesi, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması ve Amerikan çıkarlarını ve prestijini güvence altına alırken ekonomik toparlanmayı sağlaması için elinde çok dar bir zaman aralığı var. Ancak bunun için Amerikan gücünün tüm yönlerinin devreye sokulması gerekiyor.”
Pazar günkü sohbet programlarında yeni saldırılar için baskı devam etti. Trump’ın dış politikadaki en önemli destekçisi olan Güney Carolina’lı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, “Meet the Press” programına katılarak ABD’nin İran’ın enerji altyapısını bombalamaya yeniden başlaması çağrısında bulundu. Graham, “Başkan Trump’ın yaptıkları askeri açıdan muhteşemdi” dedi ve ekledi: “Ancak hala vurulacak daha fazla hedef var. Ve onlara zarar verebileceğimiz şeyler var. Enerji altyapısı onların zayıf noktasıdır. Savaşa geri dönersek, ben enerjiyi listenin en başına koyardım.”
Demokrat Parti, planlanan tırmanmaya hiçbir şekilde karşı çıkmadı. Bunun yerine, pazar günü yayınlanan sohbet programlarına katılan Demokratlar, dış politika konusundaki açıklamalarını büyük ölçüde, Pekin zirvesinde Trump’ın Çin’e karşı sergilediği tutumu yeterince saldırgan bulmadıkları için kınamaya ayırdılar.
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, “Demokrasi ve küresel ekonominin istikrarı adına Trump, Tayvan’ı satmamalı” dedi. Demokratların şikayeti, Trump’ın İran’a karşı başlattığı savaşın, ABD’nin dikkatini Çin ile olan çatışmadan uzaklaştırdığı yönünde.
İran’a karşı yürütülen savaş, aynı zamanda Amerikan işçi sınıfına karşı bir savaştır. Savaşın tetiklediği enflasyon krizi, enerji ve gıda fiyatlarında muazzam bir artışa yol açtı. NBC News, taze sebze fiyatlarının son üç ayda yıllık bazda yüzde 44’ün üzerinde arttığını bildirdi. Benzin fiyatı ülke genelinde galon başına ortalama 4,51 dolara ulaşırken, Brent ham petrolü savaşın başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 50 değer kazandı.
Yaşam maliyetindeki felaket niteliğindeki artışa yanıt olarak Trump, bu ay Beyaz Saray’da gazetecilere şunları söyledi: “Amerikalıların mali durumunu düşünmüyorum.”
Yönetim, yurtdışındaki savaş ile yurt içindeki sosyal programlara yönelik saldırı arasındaki bağı açıkça ortaya koydu. 1 Nisan’da Beyaz Saray’da düzenlenen Paskalya yemeğinde Trump şöyle konuştu: “Kreş, Medicaid, Medicare, tek tek bunların hepsine birden bakmamız mümkün değil. Tek bir şeyle ilgilenmemiz gerek: askeri koruma.” Trump “Savaşlar yürütüyoruz,” diye ekledi.
Savaşın maliyeti Hazine’ye de ağır bir yük oluşturuyor. Pentagon Mali İşler Sorumlusu Jay Hurst, geçen hafta Kongre’de verdiği ifadede, savaşın maliyetinin 29 milyar dolar olduğunu kabul etti; bu rakam, Amerikan üslerine verilen hasarı içermiyor. Harvard Üniversitesi kamu politikası ekonomisti Linda Bilmes, Nisan ayında Fortune dergisine verdiği demeçte, “İran savaşı için 1 trilyon dolar harcayacağımızdan eminim” dedi.
İran’a karşı savaşın tırmanışı, sınıf mücadelesinde yaşanan büyük bir yükselişin ortasında gerçekleşiyor. Cuma gece yarısı yaklaşık 3.500 Long Island Demiryolu işçisi iş bırakma eylemine geçti ve 1994’ten bu yana LIRR’de gerçekleşen ilk grevle ABD’nin en yoğun banliyö hattını durma noktasına getirdi.
Michigan eyaletinin Saginaw kentindeki Nexteer Automotive fabrikasında çalışan 1.300 Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası üyesi, son altı hafta içinde ikinci kez taviz sözleşmelerini reddetti ve sendikaya derhal greve gitmesi için baskı yapıyor. Michigan eyaletinin Three Rivers kentindeki American Axle fabrikasında çalışan 1.000 UAW üyesi, 12 Mayıs’ta yapılan oylamada yüzde 98 çoğunlukla, 31 Mayıs’ta sözleşmelerinin süresi dolduğunda greve gitme yetkisi verdi.
Bu mücadelelerin en temel tetikleyicisi, savaşın yol açtığı geçim sıkıntısı krizidir. İşçilerin yaşam standartlarının savunulması, savaşa karşı mücadeleden ayrı düşünülemez.
Trump’ın İran toplumunu yok etme tehditleri son derece ciddiye alınmalıdır. Bu yönetim, Amerikan egemen sınıfının çıkarlarını ilerletmek için nükleer silah kullanımı da dahil olmak üzere hiçbir şeyden çekinmeyecek suçlu, gangster bir rejimdir.
Ulaşım ve otomotiv sektöründeki mücadeleler, Trump’ın savaş ve diktatörlük planlarına karşı mücadelede izlenecek yolu göstermektedir. Katil Trump rejimi ve Demokrat Parti’deki destekçilerine, sınıf mücadelesi yöntemi ve sosyalizm programı aracılığıyla karşı çıkılmalıdır.
18 Mayıs 2026
