20 Ocak 1992’de International Viewpoint dergisi, Sri Lanka’daki NSSP’nin Birleşik Sekreterlik’e katılma kararı aldığını duyurdu. Aşağıdaki makale bu gelişmenin siyasi sonuçlarını inceliyor. Makale ilk olarak 21 Şubat 1992’de Bulletin Yayın Kurulu imzalı yayımlanmıştır. Bulletin, Sosyalist Eşitlik Partisi’ni (ABD) önceleyen İşçiler Birliği’nin gazetesiydi.
Eski bir söz vardır: Suçlu her zaman suç mahalline geri döner. Ernest Mandel, işçi sınıfının 1964’te Sri Lanka’da uğradığı felaketin siyasi mimarıydı. O yıl, o sırada Pablocu Birleşik Sekreterlik’in şubesi olan Lanka Sama Samaja Partisi’nin (LSSP) oportünist önderliği kapitalist bir hükümete girmişti. Şimdi Mandel, Sri Lankalı işçilere ihanet etmek için yeni bir araç buldu: küçük burjuva Nava Sama Samaja Partisi (NSSP). Mandel’in dergisi International Viewpoint’in 20 Ocak sayısı, NSSP’nin son konferansında Birleşik Sekreterlik’e katılma kararı alındığını duyurdu.
İşçi sınıfı, Ernest Mandel’in kendisini ilişkilendirdiği her örgüte karşı uyanık olmalıdır. Mandel’in Sri Lanka’daki önceki rolü, LSSP’nin yozlaşmasına siyasi bir örtü sağlamaktı. LSSP, Sri Lanka işçi sınıfının ilk devrimci partisiydi; 1942’de Dördüncü Enternasyonal’e katılmış, işçi sınıfının Britanya sömürgeciliğine ve yerli kapitalistlere karşı mücadelelerine önderlik etmiş ve milyonlarca işçi ve köylünün desteğini kazanmıştı. LSSP, 1950’ler boyunca siyasi olarak çürüdü ve bu süreç, partinin Sirimavo Bandaranaike’nin burjuva koalisyon hükümetine girdiği 1964’teki büyük ihanetle doruğa ulaştı.
Mandel ve Pablocu enternasyonal, 1953’ten 1964’e kadar LSSP’deki büyüyen oportünizmi bilerek örtbas ettiler ve hatta partinin Bandaranaike’nin Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLFP) gibi burjuva güçleri destekleme yönündeki gerici politikasını onayladılar. 1960’ta LSSP kadrolarına şöyle yazdılar: “Sömürge ya da yarı sömürge bir ülkede devrimci bir partinin proleter olmayan bir hükümete (ister orta sınıf ister kapitalist olsun) eleştirel destek vermesinin mümkün olduğunu kabul ediyoruz.”
LSSP burjuva hükümete katıldığında, Mandel aceleyle bir bölünme örgütledi ve yaşananların, her şeyden önce de Pablocu enternasyonalin rolünün her türlü analizini bastırdı. Koalisyon 1971’de kırsal gençliğe karşı binlerce kişinin katledildiği kitlesel bir baskı uyguladı. O zamanlar Sri Lanka işçi sınıfının, hem Seylanca konuşanların hem de Tamilce konuşanların başlıca partisi olan LSSP’nin ihaneti, işçi hareketinin köylü kitleleri arasındaki siyasi otoritesinde büyük bir düşüşe yol açtı. Nüfusunun büyük bölümü Tamil olan kuzey ve doğuda bu, burjuva milliyetçi Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları’nın (LTTE) yükselişinin koşullarını yarattı. Güneyde ise bu ihanet, köylü gençliğini Maoist laflarla seferber eden ve sonunda faşist bir harekete dönüşen Halk Kurtuluş Cephesi’nin (Janatha Vimukhti Peramuna, JVP) önünü açtı.
Sri Lankalı kitleler 25 yılı aşkın bir süredir Mandel’in ve siyasi müttefiklerinin politikalarının acı bedelini ödüyorlar. Bugün Sri Lankalı işçiler bu ihaneti aşmaya başladıklarının işaretlerini veriyor. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Sri Lanka şubesi Devrimci Komünist Birlik (RCL), oportünistlerin ihanetine karşı onlarca yıldır verdiği mücadelenin üzerinde yükseliyor. Mandel’in bu kez NSSP aracılığıyla yeni bir ihanet hazırlaması tam da bu ana denk geliyor.
NSSP, emperyalizmin Sri Lanka’daki ve uluslararası alandaki işçi hareketi içinde özenle beslediği oportünist katmanın bir parçasıdır. Bu katmanın siyasi rolü, işçi sınıfı ve ezilen kitleler pahasına kapitalist egemenliği ve emperyalizmin çıkarlarını korumaktır. NSSP’nin sicili, partinin, Sri Lanka’nın nihai ekonomik efendisi olan dünya emperyalizminin gerekli gördüğü baskı önlemlerini uygulamaktan çekinmeyecek bir iktidar partisi olarak yetiştirildiğini açıkça göstermektedir.
NSSP, doğuştan çürük bir küçük burjuva eğilimdir. NSSP’nin liderleri Wickramabahu Karunaratne ve Vasudeva Nanayakkara, 1960’larda LSSP üyesiydiler. Halk cephesi çizgisine öylesine hevesle bağlıydılar ki, parti liderleri N. M. Perera ve Colvin R. de Silva, LSSP’nin gençlik hareketinin önderliğini onlara emanet etti. LSSP’den ayrılmaları, oportünizmden kopuşu ifade etmek şöyle dursun, koalisyon hükümetine yönelik halk nefretinin işçi sınıfının devrimci gelişimini önlemek için yeni bir oportünist aracı gerekli kılacak ölçüde büyüdüğünün bir belirtisiydi.
NSSP yıllardır burjuva devletin devrimcilere yönelik baskısı karşısında sindi ve hatta bu baskıda devlete yardım ve yataklık etti. Temmuz 1979’da RCL üyesi R. P. Piyadasa, Birleşik Ulusal Parti (UNP) haydutları ve polis tarafından vahşice öldürüldü. Birkaç ay sonra, Piyadasa’nın yaşadığı bölgedeki karakolun komiseri, NSSP’nin düzenlediği yeni yıl kutlamasına onur konuğu olarak davet edildi.
Temmuz 1983’te Tamil azınlığa karşı bir dizi pogrom düzenlendi. Sinhala ırkçısı Birleşik Ulusal Parti hükümetinin kışkırttığı güruhlar Tamil bölgelerindeki evlere saldırdı ve çoğu zaman silahlı kuvvetler ve polis mensupları tarafından, cezasız kalan vahşi cinayetler işlendi. NSSP bu kıyımı destekledi ve onu, tam da bunu kışkırtan hükümete yönelik bir “toplumsal mücadele” olarak nitelendirdi.
NSSP, burjuva partilerle defalarca seçim ittifaklarına ve bloklara girdi. 1982 devlet başkanlığı seçimlerinde burjuva SLFP’nin kampanyasını destekledi ve hatta kendi adayını çıkardığı için reformist LSSP’yi kınadı. SLFP 1984’te bölünüp eski Başbakan Bandaranaike’nin kızının başını çektiği bir hizip Sri Lanka Mahajana Partisi’ni (SLMP) kurduğunda, NSSP bu yeni oluşuma siyasi bir müttefik olarak sarıldı. NSSP liderleri SLMP’yi “yeni proleter reformist kitle eğilimi” ilan ettiler ve onunla, grotesk biçimde yanlış adlandırılmış Birleşik Sosyalist İttifak (USA) adlı bir koalisyon kurdular.
Ağustos 1987’de NSSP ve diğer bütün oportünist partiler, Devlet Başkanı J. R. Jayewardene’nin Hint-Lanka Paktı’nın imzalanmasının önünü açmak için düzenlediği yuvarlak masa konferansına katıldılar. Hindistan ve Sri Lanka hükümetleri arasındaki bu anlaşma uyarınca, Tamil ayaklanmasını bastırmak için yaklaşık 100 bin Hint askeri ada ülkesinin kuzey kesimini işgal etti. NSSP, on binlerce Tamil’in ondan sonra katledilmesinin siyasi sorumluluğunu paylaşmaktadır.
NSSP ile devlet arasındaki ilişkiler, küçük burjuva JVP’nin Tamil ve işçi hareketine karşı bir dizi saldırı başlattığı ve tam teşekküllü bir faşist harekete dönüştüğü 1988’den itibaren daha da gelişti. Devrimci Komünist Birlik, işçi sınıfını JVP’nin saldırılarına karşı savunmak için işçi sınıfı örgütlerinden oluşan bir birleşik cephe kurulması için mücadele etti. NSSP liderleri bu kampanyaya öfkeyle karşı çıktı ve bunun karşısına burjuva SLMP ile kurdukları halk cephesini koydu. NSSP, her şeyden önce işçi sınıfının kendi bağımsız öz savunma yöntemlerine başvurmasından korktuğu için JVP’ye karşı devlet müdahalesi çağrısında bulundu.
Ancak NSSP’nin belki de en açık gerici hamlesi, Temmuz 1990’da NSSP’nin parlamento temsilcisi Vasudeva Nanayakkara’nın, UNP hükümetinin Tamillere karşı yürüttüğü ırkçı savaş için beş milyar rupilik ek bütçenin kabulü yönünde UNP hükümetiyle birlikte oy kullanmasıyla geldi. NSSP liderleri, LTTE’yi düzenli olarak faşist diye kınarken, UNP hükümetinin ve ordunun kuklası ve tetikçisi olarak hizmet eden Tamil gruplarıyla dayanışma içine girdiler ve bu örgütlerin bazılarını “Marksist” olarak nitelendirdiler.
NSSP’nin sınıf iş birlikçi politikası, sendikalarda korporatizme ve düpedüz yolsuzluğa dönüşüyor. Çok uluslu Unilever şirketi, NSSP’li sendika liderlerinin imzaladığı bir toplu sözleşmeyi bugün diğer ülkelerdeki fabrikaları için model olarak kullanıyor. NSSP liderleri, sözleşmenin tüm süresi boyunca ücretler ya da çalışma koşulları konusunda hiçbir mücadele yürütülmeyeceğini kabul etmişti. NSSP’nin sendikalardaki hain politikalarına duyduğu minnetle, bir işveren kısa süre önce kendi fabrikasında çalışan ve geçen yılki yerel yönetim seçimlerinde NSSP adayı olan bir sendika yöneticisinin seçim kampanyası fonuna 5 bin rupi bağışladı.
NSSP şu anda, son iki yılda UNP ve ordunun ölüm mangaları tarafından 100 binden fazla gencin vahşice işkence görüp öldürülmesine karşı kırdaki kitlelerin duyduğu öfkeyi istismar etmeyi ve yanlış yöne sevk etmeyi amaçlayan “Kayıp Ana Babaları ve Yakınları Hareketi” adlı bir örgütün içinde yer alıyor. NSSP, Tamillere karşı savaşta öldürülen askerleri ölüm mangalarının genç kurbanlarıyla bir tutarak Seylanca konuşan kırsal bölgelere Tamil karşıtı ırkçılık aşılamaya çalıştı. NSSP, baskı karşıtı hareketin önderliğini, bizzat Karunaratne’nin baskıya “dolaylı destek” verdiğini kabul ettiği SLFP’ye sundu. NSSP, LSSP ve Komünist Parti liderlerinin baskı sorunu üzerine Kolombo’da düzenlediği bir mitingin başkanlığını SLFP’nin lideri yaptı. Mitingde öne çıkarılan başlıca talep, “yasa uyarınca suçlanması gereken herkesin mahkeme önüne çıkarılması ve geri kalanların serbest bırakılması” oldu.
Bir örgütün sınıfsal niteliği her zaman kurduğu uluslararası ittifaklarda açığa çıkar. NSSP de şaşmaz bir biçimde en yozlaşmış Pablocu eğilimlerden biri olan Britanya’daki Militan (Militant) grubuyla ittifak kurdu. Militan’ın iç krizi ve çöküşüyle birlikte NSSP, Mandel’le ve onun NSSP konferansına selam gönderen Amerikalı destekçileri Sosyalist Eylem (Socialist Action) grubuyla yeni bir uluslararası bağlantı buldu.
Mandel’in NSSP ile ittifakı, Sri Lanka devletiyle bir ittifaktır. NSSP liderleri, NSSP ile burjuva devletin iki ana partisi, yani Sinhala ırkçısı SLFP ve UNP arasındaki sınır çizgilerini bilerek bulanıklaştırdılar. Yerel meclis seçimleri için aday gösterme sürecinin arifesinde NSSP lideri Karunaratne, parti şubelerine gönderdiği bir mektupta şöyle yazdı: “Yalnızca SLFP’nin değil, UNP’nin de aday listelerinin dışında bırakılan iyi liderler var. Onları bulmalı ve kendi adaylarımız olarak kullanmalıyız” (19 Mart 1991 tarihinde yayımlanan mektup). Usulüne uygun biçimde NSSP’ye seçim adayı olarak kazandırılan bu unsurlar arasında, Tamil evlerine saldıran güruhların seferber edilmesinde rol almış azılı Sinhala ırkçıları da vardı. Bazı durumlarda bunlar Tamillerin öldürülmesine bile katılmışlardı.
International Viewpoint’in NSSP konferansını aktaran sayısında, parti önderliğinin iki üyesiyle yapılmış bir röportaj da yer alıyor. Bunlardan biri, Linus Jayatilaice, bir Katolik rahiptir. Diğeri, Baddegama Samitha, bir Budist keşiştir. Siyasete nasıl girdiği sorulduğunda Jayatilaice, bunun “Hristiyanlığın ‘mistik’ ya da manevi yanıyla başladığını” açıklıyor ve “birçok Marksistin bunu anlamakta zorlanabileceğini” ekliyor. Ardından şöyle diyor: “Budizm, temelinde Hristiyanlıktan daha mantıklıdır ve bu nedenle Marksist düşünceye doğru gelişmek için daha dolaysız bir temele sahiptir. Sorun, onun mantığının henüz diyalektik mantık olmamasıdır. Bunun için Marksizme ihtiyacınız var.” Marksizm ile dinin böyle bir karışımına bir zamanlar yalnızca Stalinizmin yayınlarında rastlanırdı. International Viewpoint’in yorumu ise şudur: “Sri Lanka, dini inançlı sahip pek çok insanın sosyalizm mücadelesine katıldığı bir ülkedir.”
DEUK, kasım ayında Emperyalist Savaşa ve Sömürgeciliğe Karşı İşçilerin Dünya Konferansı’nda şu uyarıda bulunmuştu: “Mandel’in Birleşik Sekreterliği, dünya emperyalizmine hayati hizmetler sunmaktadır. Onun özgül işlevi, emperyalizmin eski dayanaklarının tümüyle dağıldığı koşullarda egemenliğini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu yeni siyasi mekanizmaları bir araya getirmek ve küçük burjuva radikallerin bazı kesimlerini Uluslararası Komite’deki Troçkistlere ve Troçkistlerin uğruna mücadele ettiği sosyalist enternasyonalizm programına karşı seferber etmektir.”
Şimdi Mandel, RCL’nin devrimci enternasyonalist mücadelesini yok etme girişimiyle Sri Lanka’da yeni güçler topluyor. DEUK’un ilan ettiği gibi, Mandel yolunu şaşırmış ya da yanlış yönlendirilmiş bir sosyalist değil; ister Sovyetler Birliği’nde, ister Doğu Avrupa’da, ister Sri Lanka’da olsun, burjuva düzeni işçi sınıfının devrimci müdahalesine karşı savunmak için bilinçli olarak çalışan bir burjuva politikacıdır. Troçkizm ile Mandel ve NSSP gibi güçler arasındaki ayrılık, köprü kurulamaz bir sınıf farkıdır. Sri Lanka’daki devrimci önderlik krizini çözme mücadelesi, bu uğursuz siyasi manevranın en amansız biçimde teşhir edilmesini gerektirir.
