Nazilerin “Madagaskar Planı” tekrarlanıyor: ABD ve İsrail Filistinlileri Doğu Afrika’ya sürmeyi amaçlıyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliye'de yıkılan ev ve binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 14 Mart 2025 Cuma. [AP Photo/Jehad Alshrafi]

ABD ve İsrail hükümetleri Sudan, Somali ve uluslararası alanda tanınmayan ayrılıkçı Somaliland yetkilileriyle Gazze’deki Filistinlilerin topluca sınır dışı edilmesi ve bu ülkelere zorla yerleştirilmesi konusunda görüşmeler başlattı.

Görüşmeler ilk olarak Cuma günü Associated Press (AP) tarafından bildirildi ve Financial Times’ta yer alan bir haberde de ayrıca doğrulandı.

Devam eden görüşmeler, Nazi Almanya’sı yetkililerinin Avrupa’daki Yahudileri Afrika’nın güneydoğu kıyısındaki Fransız ada sömürgesi Madagaskar’a yerleştirmeyi öneren “Madagaskar Planı”nı model alıyor. Bu plan, Nazi Almanya’sı liderlerinin Yahudileri sınır dışı etmek yerine topluca imha ettiği Holokost’a giden yolda önemli bir geçiş noktası olmuştu.

Somali, yaygın yoksulluk, gıda güvensizliği ve sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim eksikliği ile dünyanın en düşük İnsani Gelişme Endeksi sıralamalarından birine sahiptir. Sudan’da onlarca yıl süren iç savaş, etnik cinayetleri, cinsel şiddeti ve milyonlarca insanı etkileyen kitlesel yerinden edilmeleri tetikledi.

AP’nin haberine göre “Sudan, Somali ve Somali’nin Somaliland olarak bilinen ayrılıkçı bölgesiyle yapılan temaslar, ABD ve İsrail’in Trump’ın Gazze’yi etnik olarak temizleme planına devam etme kararlılığını yansıtıyor.”

AP’nin ifşaatları hakkında yorum yapması istenen İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotriç, İsrail’in Savunma Bakanlığı bünyesinde “çok büyük bir göç departmanı” kurduğunu söyledi.

Şubat ayında Trump, Gazze’yi etnik olarak temizleme ve ABD’ye katma planını açıklamıştı. Trump 11 Şubat’ta yaptığı açıklamada “Gazze bizim olacak. Satın almak zorunda değiliz. Satın alınacak bir şey yok. Gazze’ye sahip olacağız… Gazze’yi alacağız,” demişti.

AP, ABD ve İsrail’in gidilecek üç olası yerle ayrı ayrı görüşme çabalarının geçen ay, Trump ve Netanyahu’nun Gazze planını sunmasından kısa bir süre sonra başladığını bildirdi. Yetkililer ayrıca bu görüşmelere öncelikle İsrail’in liderlik ettiğini belirttiler.

AP haberine göre:

Hassas bir diplomatik konuyu görüşmek üzere adlarının açıklanmaması koşuluyla konuşan iki Sudanlı yetkili, Trump yönetiminin Filistinlileri kabul etmesi konusunda [Sudan’daki] ordu liderliğindeki hükümete yaklaştığını doğruladı. Yetkililerden biri temasların Trump’ın göreve başlamasından önce askeri yardım teklifleriyle başladığını söyledi.

Trump’ın Gazze halkını yerinden etme planı, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi kapsamında silahlı çatışmalar sırasında sivillerin zorla nakledilmesinin yasaklanmasının açık bir ihlalidir. Topraklarını çalma planı ise ABD’nin de onayladığı 1970 tarihli Birleşmiş Milletler antlaşmasını ihlal etmektedir: “Bir devletin toprakları, başka bir devlet tarafından güç kullanma tehdidi ya da güç kullanımı sonucu ele geçirilemez.”

Cenevre’deki BM Sözcüsü Michele Zaccheo AP’nin haberi üzerine şunları söyledi:

İnsanların zorla yerlerinden edilmesine veya herhangi bir etnik temizliğe yol açacak ya da açabilecek herhangi bir plan, uluslararası hukuka aykırı olduğu için kesinlikle karşı çıkacağımız bir şeydir.

Maliye Bakanı Smotriç geçtiğimiz hafta sonu İsrail hükümetinin Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden sözde “gönüllü” göçü için bir departman oluşturduğunu söyledi. “Bir göç idaresi kuruyoruz, başbakan ve savunma bakanının liderliğinde buna hazırlanıyoruz,” diyen Smotriç, Trump’ın Gazze’nin etnik temizliğe tabi tutulması önerisini destekleyerek, “Günde 5.000 kişiyi çıkarırsak bu bir yıl sürer,” diyor ve ekliyordu: “Lojistik karmaşık çünkü kimin hangi ülkeye gideceğini bilmeniz gerekiyor. Bu tarihi bir değişim potansiyeli taşıyor.”

Gazze’nin etnik temizliği için devam eden hazırlıklar, Gazze’ye yönelik gıda, su ve elektrik ablukası devam ederken gerçekleşiyor. İsrail bu yolla Gazze halkını açlıktan öldürmeyi ya da kıtlık nedeniyle göçe zorlamayı amaçlıyor. Gazze’ye 13 gündür gıda ve su girmiyor, gıda güvensizliği ve açlık giderek yayılıyor.

Gazze’deki hükümet medya ofisi, vatandaşların yüzde 80’inin gıda kaynaklarına erişimini kaybettiğini ve nüfusun yüzde 90’ının temiz suya güvenilir bir şekilde erişemediğini bildirdi. Gazze’de kalan fırınların dörtte biri malzeme sıkıntısı nedeniyle kapanmak zorunda kalırken, diğerleri de kapanmanın eşiğinde. Ofis, 150 bin kişinin kronik hastalıklardan ya da savaş yaralarından mustarip olduğunu ve büyük tıbbi malzeme sıkıntısı çekildiğini bildirdi.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) sözcülerinden Olga Cherevko, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada “korku, alarm ve kaynakların tükenmekte olduğuna dair endişe” durumundan söz etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Su ve sanitasyon durumu zaten korkunçtu ve tesislerin çoğu aylar süren çatışmalar sırasında tahrip edildi.” Cherevko, İsrail’in Gazze’ye elektriği kesmesinin “yaklaşık 600 bin kişinin içme suyuna erişimini azalttığını” da sözlerine ekledi.

Perşembe günü, BM’nin İşgal Altındaki Filistin Topraklarına İlişkin Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu (COI), İsrail’i Filistinlilerin üreme haklarını hedef alan soykırım eylemleriyle suçladı. Rapor, ilk kez bir BM komisyonunun İsrail’in soykırım eylemleri gerçekleştirdiğini resmen ileri sürdüğü bir rapor oldu.

Komisyon raporunda şunlar belirtildi:

İsrailli yetkililer, Roma Statüsü ve Soykırım Sözleşmesi’ndeki soykırım eylemleri kategorilerinden biri olan doğumları önlemeye yönelik tedbirler de dahil olmak üzere, Gazze’deki Filistinlilerin bir grup olarak üreme kapasitesini kısmen yok etmiştir.

Gazze’deki doğum hastaneleri ve hastanelerin doğum koğuşları ile Gazze’nin ana tüp bebek kliniği de dâhil olmak üzere, cinsel sağlık ve üreme sağlığı tesisleri Gazze genelinde sistematik olarak tahrip edilmiştir.

İsrail’in Gazze’yi etnik olarak temizleme ve Filistin nüfusunu sistematik olarak yok etme planlarına dair artan kanıtlar, Trump yönetiminin, Gazze soykırımına karşı çıktığı için bu hafta tutuklanan ve sınır dışı edilmekle karşı karşıya olan Columbia Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Mahmoud Khalil de dahil olmak üzere, Gazze soykırımı karşıtlarına yönelik zulmünün nasıl bir suç teşkil ettiğinin altını çizmektedir.

Loading